Clinic Nişantaşı: 0 212 234 90 90
Nişantaşı Hastanesi: 444 00 77

Kırmızı et tüketmek Endometriozis riskinizi artırıyor !

Endometriosis doğurgan çağdaki kadınlarımızın %25-30’unda karşımıza çıkan ve üreme organlarını etkileyen bir hastalıktır. Bu destrüktif yani hasar verici hastalık, gebelik ve bebek arzulayan kadınlarımızın bebeklerine ulaşmasını zorlaştırabilmektedir. 

Hastalığın risk faktörleri arasında yıllardır bildiğimiz ;

  • Ailesel taşıyıcılık
  • İlk adeti 11 yaşından önce görmek
  • Hiç doğum yapmamış olmak
  • Sık adet olmak (27 günden daha sık)
  • Uzun ve ağır geçen adet periyodu sayabiliriz. 

Ancak 2018 Ağustos ayında Amerikan Journal of Obstetrics and Gynecology dergisinde yayınlanan geniş bir vaka serisinde yapılan çalışmaya göre kırmızı et yemenin bu hastalığı şiddetlendirdiği ve ortaya çıkışını kolaylaştırdığı yönünde kanıtlar bulundu. 

Çalışmaya göre ağırlıklı olarak balık tüketen kadınlarda daha az endometriosis hastalığı görülürken, özellikle işlenmemiş kırmızı eti pişirip yiyen kadınlarda daha sık ve şiddetli endometriosis hastalığına rastlanmaktadır. 

Son yıllarda yapılan bazı çalışmaların amacı diyet ve egzersiz gibi endometriosis gelişimine yol açabilecek değiştirilebilir etkenleri belirlemektir. 

Yediğiniz gıdalar belirli hormonların kan seviyesini etkileyebilmekte ve bu da endometriosis gelişimi üzerine etkili olabilmektedir. Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan bu son çalışmada et ürünlerinin endometriosis hastalığının enflamatuar ve proliferatif özelliklerini destekleyen ve şiddetlendiren östrojen ve prostoglandin hormonlarının kan seviyelerini arttırabildiğini göstermiştir. 

Ancak bu verilere ve bilgilere rağmen bugüne kadar bu konuda 2 vaka kontrol çalışması yapılmış ve bu çalışmalar tutarsız sonuçlar vermişti. 

Bu son çalışmada ise araştırmacılar kırmızı et, kümes hayvanları ve deniz ürünlerini daha fazla tüketmenin daha yüksek endometriosis riski ile ilişkili olup olmadığını belirlemek için kolları sıvamış ve çalışmayı başlatmışlar.

Oldukça uzun süren çalışma 1991-2013 yılları arasında 81.908 sağlık çalışanı arasında yapılmış ve her 4 yılda 1 diyet alışkanlıkları anketi yapılarak gruplandırılmışlardır. Daha sonra ise hangi gıda ürünlerinin endometriosis gelişimi ile ilişkili olma olasılığının daha yüksek olduğunu hesaplamak için tüm verileri karşılaştırmış ve analiz etmişler. 

Çalışma süresince 3800 laparoskopik olarak tanısı doğrulanmış endometriosis olgusu bildirmişler.

Sonuçlara göre günde 2 porsiyon kırmızı et tüketen kadınların, haftada 1 porsiyon veya daha azını tüketen kadınlara göre %56 oranında daha fazla endometriosis gelişime riski olduğunu göstermişlerdir. 

Çalışmada işlenmemiş kırmızı et olarak hamburger, dana eti, kuzu eti, domuz eti, karaciğer tüketilmesini en yüksek ve güçlü faktör olarak saptamışlar. Bu ürünleri tüketenlerin riskini 1.57 kat daha riskli saptadıklarını ifade etmektedirler. 

Araştırmadaki ilginç nokta ise bu risk artışının ve kırmızı et tüketmenin zararının özellikle çocuğu olan ve kısırlık sorunu olmayan kadınlar arasında daha yüksek görülmesi oldu. Yani infertilite sorunu olan ve bebek isteyen kadınlar için bu risk daha düşük ve kırmızı et tüketmenin korkulacak bir yanı olmadığından bahsetmişlerse de ben hastalarıma dengeli ve içinde deniz ürünlerinin ağırlıkta olduğu iyi bir diyet ve yeme alışkanlığı önermekteyim. 

İşlenmemiş kırmızı eti fazlaca tüketmek zararlı dedik ama buradan o zaman hotdog, sosis, salam, pastırma, jambon, kavurma gibi işlenmiş et ürünlerini temize çıkardığımız anlaşılmamalı. Bu tarz beslenen ve haftada 5 porsiyondan fazla işlenmiş et ürünü tüketen kadınlarda da daha sık endometriosis rapor edilmiştir.

Sonuçlara göre; Kümes hayvanları, balıklar ve kabuklu deniz hayvanlarını ve yumurtanın endometriosis riskinden bağımsız olduğunu ortaya koymuştur. 

Özetleyecek olursak kırmızı etin fazla tüketiminin endometriosis artırdığını ve özellikle doğumunu yapmış ama ağrı şikayeti daha fazla olan endometriosis risk olan kadınlarımızın diyetine dikkat etmesini ve dengeli ve deniz ürünlerinin muhakkak alınarak beslenmeye özen göstermenin kadınsal hastalıklar açısından fayda sağlayacağını unutmayınız.

Bu veriler kırmızı et tüketiminin, endometriozis için, özellikle infertilite bildirmeyen ve bu nedenle ağrılı semptomlarla ortaya çıkma olasılığı daha yüksek olan endometriozisli kadınlar arasında önemli bir değiştirilebilir risk faktörü olabileceğini ileri sürmektedir.

Kırmızı et yemek Endometriosis riskinizi artırıyor mu ?

Endometriosis doğurgan çağdaki kadınlarımızın %25-30’unda karşımıza çıkan ve üreme organlarını etkileyen bir hastalıktır. Bu destrüktif yani hasar verici hastalık, gebelik ve bebek arzulayan kadınlarımızın bebeklerine ulaşmasını zorlaştırabilmektedir.

Hastalığın risk faktörleri arasında yıllardır bildiğimiz ;

  • Ailesel taşıyıcılık
  • İlk adeti 11 yaşından önce görmek
  • Hiç doğum yapmamış olmak
  • Sık adet olmak (27 günden daha sık)
  • Uzun ve ağır geçen adet periyodu sayabiliriz. 

Ancak 2018 Ağustos ayında Amerikan Journal of Obstetrics and Gynecology dergisinde yayınlanan geniş bir vaka serisinde yapılan çalışmaya göre kırmızı et yemenin bu hastalığı şiddetlendirdiği ve ortaya çıkışını kolaylaştırdığı yönünde kanıtlar bulundu. 

Çalışmaya göre ağırlıklı olarak balık tüketen kadınlarda daha az endometriosis hastalığı görülürken, özellikle işlenmemiş kırmızı eti pişirip yiyen kadınlarda daha sık ve şiddetli endometriosis hastalığına rastlanmaktadır. 

Son yıllarda yapılan bazı çalışmaların amacı diyet ve egzersiz gibi endometriosis gelişimine yol açabilecek değiştirilebilir etkenleri belirlemektir. 

Yediğiniz gıdalar belirli hormonların kan seviyesini etkileyebilmekte ve bu da endometriosis gelişimi üzerine etkili olabilmektedir. Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan bu son çalışmada et ürünlerinin endometriosis hastalığının enflamatuar ve proliferatif özelliklerini destekleyen ve şiddetlendiren östrojen ve prostoglandin hormonlarının kan seviyelerini arttırabildiğini göstermiştir. 

Ancak bu verilere ve bilgilere rağmen bugüne kadar bu konuda 2 vaka kontrol çalışması yapılmış ve bu çalışmalar tutarsız sonuçlar vermişti. 

Bu son çalışmada ise araştırmacılar kırmızı et, kümes hayvanları ve deniz ürünlerini daha fazla tüketmenin daha yüksek endometriosis riski ile ilişkili olup olmadığını belirlemek için kolları sıvamış ve çalışmayı başlatmışlar.

Oldukça uzun süren çalışma 1991-2013 yılları arasında 81.908 sağlık çalışanı arasında yapılmış ve her 4 yılda 1 diyet alışkanlıkları anketi yapılarak gruplandırılmışlardır. Daha sonra ise hangi gıda ürünlerinin endometriosis gelişimi ile ilişkili olma olasılığının daha yüksek olduğunu hesaplamak için tüm verileri karşılaştırmış ve analiz etmişler. 

Çalışma süresince 3800 laparoskopik olarak tanısı doğrulanmış endometriosis olgusu bildirmişler.

Sonuçlara göre günde 2 porsiyon kırmızı et tüketen kadınların, haftada 1 porsiyon veya daha azını tüketen kadınlara göre %56 oranında daha fazla endometriosis gelişime riski olduğunu göstermişlerdir. 

Çalışmada işlenmemiş kırmızı et olarak hamburger, dana eti, kuzu eti, domuz eti, karaciğer tüketilmesini en yüksek ve güçlü faktör olarak saptamışlar. Bu ürünleri tüketenlerin riskini 1.57 kat daha riskli saptadıklarını ifade etmektedirler. 

Araştırmadaki ilginç nokta ise bu risk artışının ve kırmızı et tüketmenin zararının özellikle çocuğu olan ve kısırlık sorunu olmayan kadınlar arasında daha yüksek görülmesi oldu. Yani infertilite sorunu olan ve bebek isteyen kadınlar için bu risk daha düşük ve kırmızı et tüketmenin korkulacak bir yanı olmadığından bahsetmişlerse de ben hastalarıma dengeli ve içinde deniz ürünlerinin ağırlıkta olduğu iyi bir diyet ve yeme alışkanlığı önermekteyim. 

İşlenmemiş kırmızı eti fazlaca tüketmek zararlı dedik ama buradan o zaman hotdog, sosis, salam, pastırma, jambon, kavurma gibi işlenmiş et ürünlerini temize çıkardığımız anlaşılmamalı. Bu tarz beslenen ve haftada 5 porsiyondan fazla işlenmiş et ürünü tüketen kadınlarda da daha sık endometriosis rapor edilmiştir.

Sonuçlara göre; Kümes hayvanları, balıklar ve kabuklu deniz hayvanlarını ve yumurtanın endometriosis riskinden bağımsız olduğunu ortaya koymuştur.

 

Özetleyecek olursak kırmızı etin fazla tüketiminin endometriosis artırdığını ve özellikle doğumunu yapmış ama ağrı şikayeti daha fazla olan endometriosis risk olan kadınlarımızın diyetine dikkat etmesini ve dengeli ve deniz ürünlerinin muhakkak alınarak beslenmeye özen göstermenin kadınsal hastalıklar açısından fayda sağlayacağını unutmayınız.

 

Yazarlar, “Premenopozal ABD hemşireleri arasındaki prospektif analizlerimiz, kırmızı et tüketiminin, endometriozis için, özellikle infertilite bildirmeyen ve bu nedenle ağrılı semptomlarla ortaya çıkma olasılığı daha yüksek olan endometriozisli kadınlar arasında önemli bir değiştirilebilir risk faktörü olabileceğini” ileri sürmektedir.

Tüpbebek tedavisini kimlere uyguluyoruz ?

Tüpbebek tedavisi görmeyi planlıyorsanız muhtemelen kafanızda milyon soru dolaşıyordur !

  • Hangi klinik
  • Hangi doktor
  • Hangi şehir
  • Hangi ilaç
  • Hangi teknik
  • Fiyat gibi daha da liste uzatılabilir…

Bize başvuran hastalarımızın bir çoğu bu gibi sorulara cevap bulmaktaki zorluk nedeni ile hüsran, keder, üzüntü, umutsuzluk içindedir.

Bizim görevimiz tedavi sürecinin başından itibaren sizi hem tıbbi hemde duygusal olarak doğru olarak desteklemek, yanlış yollara ve tedavilere kaymanızı engel olmak olacaktır.

Eğer bu süreçte sizi tüpbebek tedavisi ve seçenekler hakkında doğru bilgilendirip konuyu tüm detayları ile anlatırsak sizde karar verirken kendinizden emin olacak, kontrolünüzü tüm süreç boyunca kaybetmeden doğru yolda olacaksınız.

Tüpbebek günümüzde bebek isteyen çiftlere yaygın olarak uyguladığımız bir tedavidir. Çevrenizde mutlaka tüpbebek ile gebe kalmış bir çift vardır. Ancak her tüpbebek yaptıran çift süreci doğru anlayıp, tüpbebeğin nasıl uygulandığı ve tüm detayları hakkında bilgilendirilmemiş olabilmektedir. Yani her tüpbebek tedavisi olan kişi teknik ve seçenekler hakkında doğru bilgiye sahiptir diyemeyiz.

Bazı detay soruları sadece doktorunuza yüz yüze sorup, muayene sırasında cevabını doğru biçimde alabilirsiniz. İşte tam da bu konu hakkındaki makalemde bebek tedavilerini kime niçin uyguladığımızı ve günümüzde uygulanan gebelik oranı en yüksek olan tüm tedavi yöntemleri hakkında bilgi vereceğim. Tüpbebek tedavisi sayesinde milyonlarca çiftin hayallerini gerçekleştirdiği, onların ailelerine yeni bir birey katabilme, bir bebek sahibi olabilme imkanı tanıdığı gibi sizin için de bebek sahibi olabilme yolunda uygun bir tedavi yöntemi olma olasılığına sahiptir. Cevabı makalemde bulabilirsiniz.

Başlarken ; Tüpbebek nedir ?

İlk olarak tüpbebek ismi yani latince ismi ile IVF ( In vitro Fertilization ) nereden türediğini anlatmakla başlayalım. “In vitro” tam olarak latincede “Cam veya tüp içinde” anlamına gelmekte ve “cam içinde döllenme”nin anlamı ise izafi olarak erkeğin spermi ile kadının yumurtasının vücut dışında laboratuvar şartlarında döllenmesini imâ etmektedir. İşte tüpbebek biz bilim insanlarına bebek isteyen çiftlere, yine kendi yumurta ve sperminden laboratuvar ortamında ideal şartları sağlayıp başarılı döllenmeler ve sağlıklı embriyolar elde etmemize olanak sağlamaktadır.

Tüpbebek tek bir aşaması olan bir prosedür değildir. Bir çok aşaması olan meşşakatli ve derin detayları olan bir süreçtir. Adet döngünüz ile sarmal olan bir tedavi tekniğidir.

Bu nedenle iyi bir tüpbebek tedavisi için iyi bir tüpbebek ekibine ihtiyaç vardır. Tedavide fark yaratabilmek ekibin ve laboratuarın harmoni içinde çalışması ile olabilmektedir. .

Bebek sahibi olabilmek için geçireceğiniz süreç ve proses evli bir çift için dünyadaki en kişisel en mahrem ve duygusal zaman dilimi olacaktır ve tüpbebek tedavisi görecek olmanız bu gerçeği değiştirmeyecek, tüm süreç size özel kalacaktır.

Tüpbebek tedavi yolculuğu şöyle olmaktadır ;

Kadın için:
Tipik bir tüpbebek tedavisi follikül stimülan hormon (FSH) injeksiyonları ile yumurtalığınızı yumurta geliştirebilmek, bol ve kaliteli yumurta alabilmek için uyarmak ile başlayacaktır. Bu
FSH iğneleri yaklaşık 9-12 gün sürecek, bu iğneleri evde kendi kendinize yapabileceğiniz gibi kliniğimizde de olabileceksiniz.

Niçin FSH iğnelerine ihtiyaç duyuyoruz ?

Amacımız yumurtalıklarınızdan olabilecek en yüksek sayıda ve kalitede yumurta elde etmek ve gebelik oranınızı maximize etmektir.

Tedavi süreci boyunca ultrason kontrolleri ve kan testleri ile yumurta gelişimini monitörize edeceğiz. Yumurtalarınız istediğimiz büyüklüğe ve olgunluğa kavuştuğunda ise yumurta toplama işlemini (OPU) uygulayacağız. Nisbeten basit bir işlem olan yumurta toplama işlemini hafif bir sedasyon anestezisi altında 15-20 dakikalık bir sürede gerçekleştirmekteyiz. İşlem sonrası tüm gün dinlenebilirsiniz.

Sonraki aşama mikroenjeksiyon (ICSI) ile sizden alınan yumurtaların, eşinizden alınan spermler ile laboratuvar şartlarında döllenme aşamasıdır. Bu aşamadan 16-22 saat sonra döllenen ve embryo haline gelen yumurtaların mikroskop altında muayene edilip karar verilmesi işlemi yapılacaktır. Bu aşamadan sonra ise laboratuarda 5-6 gün sürecek bir proses ile embryoların daha çok hücreye bölünüp, ana rahmine transfer edilmeye ve tutunmaya hazır aşamaya gelmesine kadar devam edecektir. Biz tüpbebek ekibi ise oluşan bu embriyoların gelişimini gün gün, saat saat takibini yapıyor olacağız.

Artık son aşama olan embriyo transferi ve tutunma için rahim hazırlığı için bir takım ilaçları reçeteleyecek ve size bir tedavi çizelgesi vereceğiz. Bu tedavide amaç hormonal dengeyi sağlamak ve rahim zarını bebeğin tutunabilmesi için iyileştirmek ve kalınlaştırmaktır.

Embriyo transfer günü seçeceğimiz en yüksek kalitedeki embriyoyu bir kateter yardımı ile rahim içine dikkatli bir biçimde yerleştireceğiz. Transfer aşaması anne adayı için son derece nazik ve basit bir işlem olsa da, gebeliği sağlayabilmek için çok önemli ve dikkat ve tecrübe gerektiren bir işlemdir. Her hangi bir sedasyon veya anestezi uygulamadan nazikçe embriyoyu yerleştirdikten sonra 1 ila 5 gün içinde bebeğiniz size tutunacak ve resmi olarak gebeliğiniz başlayacaktır. Bu süreçte gebelik oranını en yüksele çıkarmak için kullandığınız ilaç dozlarını artırmakta, yeni ilaçlar ekleyebilmekte ve sizi daha yakın takip etmekteyiz.

Transfer işleminden 9-10 gün sonra kanda gebelik testi ile bebeğinizin tutunduğunu yani başarılı bir biçimde implante olduğunu kontrol edeceğiz. Gebeliğinizin 12.haftasına kadar yakın takibimizde kalacak ardından da normal bir gebelikden farkı olmayacak bir süreç ile doğumunuz ile güzel haberi alacağız.

Erkek için:
Erkek eşin, yumurta toplama günü döllenme işlemi için sperm vermesi gerekmektedir. Alınan sperm özel yıkama ve gradient işlemlerinden sonra sağlıklı ve aktif sperm olan komponenti, atık ve ölü hücrelerden ayrılır ve dölleme işlemi yapılır.

Hangi çiftlere Tüpbebek uygulanır ?

Tüpbebek tedavisi için öncelikle anne ve baba adayının sağlıklı bireyler olması gerekmektedir. Bu temel gereksinimin ötesinde ayrıntılı ve detaylı testler ve incelemeler ile hazırlık operasyonları yapılacaktır.

İyi haber ise Tüpbebek bir çok ama bir çok farklı kısırlık ve gebe kalamama sebebi için efektif ve etkili bir yöntemdir.

Hangi durumlarda, kime tüpbebek uyguluyoruz ?
Bebek isteyen ve bunu için 6 aydan fazla süredir uğraşan çiftler. Gebelik planlayıp, yılın yarısından fazla süre geçmesine rağmen bunu başaramayan çiftler gayet başarılı bir biçimde tüpbebek ile bebeklerine kavuşabilmektedir. Bu durumda olup tedav uygulanacak tüm kadınlar için tüm yaş grupları başarılı bir biçimde tedavi edilebilmektedir.

Diğer bebek tedavi yöntemleri ile başarılı olamamış kadınlara tüpbebek uygulanmaktadır. Ağızdan hap veya aşılama yöntemi uygulanmış ancak gebelik sağlanamamış bir çok kadın, cesaret kıran, acı ve umutsuzluk veren başarısız tedaviler sonrası tüpbebek bir umut verecek ve bebeğe kavuşturacaktır.

Kısırlık sorunu yaşayan kadınlarda en sık rastladığımız nedenleri arasında;

  • Tüplerin tıkalı olması; Tıkalı, hasar görmüş, yapışmış veya eski bir operasyonda alınmış veya bağlanmış tüplerin engellediği gebelikler için tüpbebek iyi bir tedavi seçeneğidir. Tüpbebek uygulamasında tüpler by-pass edilerek, onlara gerek kalmadan gebelik sağlanabilmektedir, bu tedavi yöntemi cerrahiye gerek kalmadan, tüpleri düzeltmeden by-pass edilerek (daha az invaziv) daha başarılı olunmakta ve cerrahiye alternatif oluşturarak bir operasyona gerekliliği ortadan kaldırmaktadır.
  • Endometriosis. Tüpbebek, endometrosis nedeni ile üreme organlarında oluşan hasarın oluşturduğu bebeğe ulaşmadaki engellerin atlanarak başarılı sonuçların alınmasına imkan sağlamaktadır.
  • Polikistik Ovarian Sendrom (PCOS). Tüpbebek tedavi yöntemi, pcos’un oluşturduğu kısırlık probleminde yüksek derecede başarı sağlayarak bebeğe ulaştırmaktadır.
  • Erkek kaynaklı kısırlık. Sperm sayı yetersizliğinde, hareket veya canlılık problemlerinde gerekli olduğunda tüpbebek ve mikroenjeksiyon yöntemi ile başarı sağlanmaktadır.
  • Sağlıksız yumurta / sperm veya gebelik oluşmaması. Erkek eşin sperminde veya kadın eşin yumurtasında bir yetersizlik durumunda, donör yumurta / sperm ile tüpbebek uygulanabilmektedir.
  • Bebeğin genetiğinin kontrol edilmesi gereken durumlar. Preimplantasyon Genetik Tarama (PGT), biz doktorlara oluşacak bebeğin genetiğini önceden kontrol edebilme ve kromozom bozukluklarını daha ana rahmine transfer edilmeden tanıyabilme şansı sunmaktadır. Ailelerinde kalıtsal genetik hastalık bulunan veya başarısız tüpbebek tedavileri bulunan çiftlere tüpbebek sayesinde PGT uygulanarak, bebeklerinin genetik açıdan tam sağlıklı olduğunu kontrol edip sakatlık riskini ortadan kaldırmamıza olanak sağlamakta ve tam sağlıklı embriyoyu transfer edebilmekteyiz.

Evde düzenli ilişki veya düşük teknolojik tedavi yöntemleri ile 2-3 yıl boyunca gebelik sağlayamayan çiftlere sonraki yıllarında bebek sahibi olamama riski ile karşılaşmamaları için tüpbebek uygulamaktayız. Aile olmaya karar verdiğiniz zaman şansımı deneyeyim veya bekle-gör stratejisi ile evde düzenli ilişki verilerek gebelik isteyen ailelerin, yıllarını boşa geçirmesi ile bebek sahibi olamamalarına sebep olunabilir. Bu sebep ile tüpbebek tedavisi bebeğe giden yolda son kalan kıymetli yıllarınızın en etkin tedavi yöntemi olacaktır.

Tüpbebek Tedavisine uygun olmayan çiftler;

Tüm denemeler rağmen kaliteli ve yeterli sayıda yumurta sağlanamayan kadınlar. Azalmış yumurtalık kapasitesi nedeni ile yeterli ve kaliteli yumurta elde edilemediğinde tüpbebek işlemi iptal edilmektedir.

Tüpbebek tedavisini engelleyen hastalıklar Eğer kısırlık ve bebek sahibi olamama sorunu bir myom, rahimin doğumsal anormal yapısı veya yumurtalık disfonksiyonundan kaynaklanıyor ise tüpbebek ideal çözüm olmayabilir. Bazı anne adayları için tüpbebek öncesi cerrahi operasyon gerekebilir. Ancak doğru ve gebeliğe giden yolu doktorunuza danışmalısınız.

Aşırı şişman hasta. Aşırı şişmanlık durumunda tüpbebek dahil tüm bebek tedavileri kötü etkilenmektedir. Aşırı yüksek vücut kitle indeksi yani aşırı şişmanlık durumunda yumurta kalitesi kötü etkilenmektedir. Ayrıca şişmanlık durumunda tedavi için verilen iğne ve ilaç tedavilerinin etkisi azalmakta veya farklı etkilere yol açmaktadır. Ancak her kadının vücudu ve özellikleri farklıdır ve şişmanlık her kadın için engel olmayabilir. Şişman bir hasta tüpbebek tedavisi ile bazı durumlarda gebe kalabilir. Sizin için neyin doğru olduğunu doktorunuz karar verecektir.

Bebek tedavisi ve tüpbebek yöntemine karar verdiğinizde doktorunuz ile her konuyu detaylı konuşabilir ve gereken tüm konularda destek alabilirsiniz. Yakın ve sıkı bir hasta-hekim paylaşımı ile tedavi yolunda yalnız olmadığınızı hissedeceksiniz.

Size yardım etmek için buradayım. Sorularınızı ve kuşkularınızı sormaktan çekinmeyin. Tedavi planınızı ve bebeğe giden yolu beraber geçeceğiz, bu süreçte ekip olarak yanınızda olacağız.

Tüpbebek Tedavi Aşamaları

  • İlk Görüşme

Sizin için en uygun tedaviye karar vereceğimiz ilk görüşmemizde doğal yollardan ulaşamadığınız gebeliğinize nasıl kavuşacağınızın planını yapacağız. Size özel kişiselleştirilmiş tedavi planınız oluşturulacak ve ilaçlarınızı ve tedavi planınızı vereceğiz. Ayrıntılı geçmiş hikayenizi alınacak, önceki tahlil, ultrasonografi, tedavi şemaları, rahim filmi v.s tüm tetkiklerinizi yanınızda getirmelisiniz.

Jinekolojik muayeneniz yapılacak ve tedaviye başlamak için hazır hale geleceksiniz. Eşiniz için sperm tahlilleri yapılacaktır. Adetinizin 3.günü hormon testleriniz ve hepatit testlerinizin tamamlanmasının ardından tüpbebek programınız başlayacak.

  • Yumurtalıkların uyarılması 

Normal bir adet döngüsünde her ay 1 yumurta üretilir. Fakat tüpbebek tedavisinde gebelik şansını artırmak için birden fazla yumurtaya ihtiyaç duymaktayız.istediğimiz yumurta sayısı ortalama 8-15 tanedir. Bunu sağlayabilmek için yumurta geliştirici ilaçlar kullanmaktayız.Yine bu tedavi sırasında gelişen yumurtaların tam kontrolünü sağlayabilmek için GnRh agonist ve antagonist olarak adlandırdığımız ilaçlar kullanmaktayız. Bu tedavilerin sonunda yumurta toplama aşamasına geçmekteyiz.

  • Yumurtaların Toplanması ve spermin alınması 

Yumurtalar istediğimiz büyüklüğe yaklaşık olarak 8-12 günde ulaşır. Bu aşamada son maturasyon için çatlatıcı iğne dediğimiz ilacınız yapılacak ve yaklaşık 35. saatte yumurtalarınız toplanacak. Çatlatıcı iğnenin saatine mutlaka dakik olmalısınız ve istenilen saatte yapmalısınız. Yumurta toplama işlemi(OPU) genel veya lokal anestezi eşliğinde yapılabilmektedir. Anestezi alacağınız için aç ve susuz olarak tüpbebek merkezine gelmelisiniz.

Yumurta toplama işlemi ultrosonografi eşliğinde transvaginal yoldan yapılmaktadır. Çok ince iğneler kullanılmaktadır ve anestezi altında uygulandığı için acı veya ağrı hissetmeyeceksiniz.

Yumurta toplama işlemi sırasında toplanan yumurta sıvıları hemen o anda embryoloji laboratuarında incelenir ve yumurtalarınıza ulaşılır. Akabinde yumurtalar özel işlemlerden geçirilir ve tüpbebek veya mikroenjeksiyon için hazırlanır.

İşlem yaklaşık olarak 10-15 dakika sürecektir. İşlem sonrası 2 saat dinlendikten sonra verilen ilaçları kullanarak hastaneden ayrılabilirsiniz.  İşlemin riski açısından ilk 1 hafta – 10 gün dikkatli olmak gerekir. Kanama, şiddetli karın ağrısı, ateş gibi bulgularınız olursa doktorunuzla iletişime geçmelisiniz.

Sperm alınması için en uygun yöntem masturbasyondur. Sİze özel bir oda verilecek ve sperminizi masturasyon ile vermeniz gerekecektir. Azospermi hastalarımızda cerrahi yöntem ile testislerden sperm alınacaktır.

  • Döllenme aşaması

Laboratuarda çeşitli işlemlerden geçirilen yumurtalar ve eşden alınan spermler zamanı gelince tüpbebek veya mikroenjeksiyon işlemi için hazırlanırlar. Bu hazırlık süresi yaklaşık 3-5 saat arasında değişmektedir.

Tüpbebek planlandı ise her yumurta başına yaklaşık 20.000 sperm ile 1 gece özel inkubatorlerde beslendikten sonra döllenme yaklaşık 20. saatte kontrol edilir. Pronukleus dediğimiz döllenmenin ilk belirtisine bakılır. Tüpbebek sonrası döllenme oranı yaklaşık %70 dir.

Mikroenjeksiyon planlandı ise her yumurta başına 1 spermin direkt yumurta içine özel enstrumantasyonlar eşliğinde mikromanipulator dediğimiz cihaz sayesinde enjekte edilir. ardından yine 20. saatte pronukleus veya clivage dediğimiz döllenip döllenmediği kontrol edilir. Mikroenjeksiyon ile döllenme olasılığı yaklaşık %75-80 oranında olmaktadır.

Döllenen yumurtalar 2-3 gün boyunca özel imkubatörlerde çoğalmaya bırakılır. Döllenemeyenler ayrılır. Döllenen ve gelişen embryolar 8-12 hücreli hale gelince içlerinden iyi kalitede olanlardan 1-2 tanesi rahime transfer edilmek üzere hazırlanır.

5. Embryo Transferi

Bu son aşama sizin için en kolay ama tedavinizin en önemli basamaklarından birisidir. Ağrısız ve çok kibarca yaptığımız hassas bir işlemdir. Karından ultrasonografi eşliğinde özel kateterler ile en iyi kalitedeki embryolarınız rahiminize transferini sağlıyoruz. Yaklaşık 5-10 dakika sürmektedir. Mesaneniz dolu olarak gelmelisiniz. Aç olmanıza gerek yok. Öncesinde kahvaltınızı veya yemeğinizi yiyebilirsiniz. İşlem sonrası 1-2 saat istirahat ettikten sonra verilen ilaçları kullanmayı öğrenerek hastaneden ayrılabilirsiniz.

Tranfer günü ortalama 9-11 gün sonra kanda gebelik testine kadar verilen tüm ilaçları doğru biçimde kullanmalısınız. Kasık ağrısı, nefes darlığı, karın ağrısı, kanama olması durumunda doktorunuza ulaşmalısınız.

WhatsApp chat