Clinic Nişantaşı: 0 212 234 90 90
Nişantaşı Hastanesi: 444 00 77

Kırmızı et tüketmek Endometriozis riskinizi artırıyor !

Endometriosis doğurgan çağdaki kadınlarımızın %25-30’unda karşımıza çıkan ve üreme organlarını etkileyen bir hastalıktır. Bu destrüktif yani hasar verici hastalık, gebelik ve bebek arzulayan kadınlarımızın bebeklerine ulaşmasını zorlaştırabilmektedir. 

Hastalığın risk faktörleri arasında yıllardır bildiğimiz ;

  • Ailesel taşıyıcılık
  • İlk adeti 11 yaşından önce görmek
  • Hiç doğum yapmamış olmak
  • Sık adet olmak (27 günden daha sık)
  • Uzun ve ağır geçen adet periyodu sayabiliriz. 

Ancak 2018 Ağustos ayında Amerikan Journal of Obstetrics and Gynecology dergisinde yayınlanan geniş bir vaka serisinde yapılan çalışmaya göre kırmızı et yemenin bu hastalığı şiddetlendirdiği ve ortaya çıkışını kolaylaştırdığı yönünde kanıtlar bulundu. 

Çalışmaya göre ağırlıklı olarak balık tüketen kadınlarda daha az endometriosis hastalığı görülürken, özellikle işlenmemiş kırmızı eti pişirip yiyen kadınlarda daha sık ve şiddetli endometriosis hastalığına rastlanmaktadır. 

Son yıllarda yapılan bazı çalışmaların amacı diyet ve egzersiz gibi endometriosis gelişimine yol açabilecek değiştirilebilir etkenleri belirlemektir. 

Yediğiniz gıdalar belirli hormonların kan seviyesini etkileyebilmekte ve bu da endometriosis gelişimi üzerine etkili olabilmektedir. Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan bu son çalışmada et ürünlerinin endometriosis hastalığının enflamatuar ve proliferatif özelliklerini destekleyen ve şiddetlendiren östrojen ve prostoglandin hormonlarının kan seviyelerini arttırabildiğini göstermiştir. 

Ancak bu verilere ve bilgilere rağmen bugüne kadar bu konuda 2 vaka kontrol çalışması yapılmış ve bu çalışmalar tutarsız sonuçlar vermişti. 

Bu son çalışmada ise araştırmacılar kırmızı et, kümes hayvanları ve deniz ürünlerini daha fazla tüketmenin daha yüksek endometriosis riski ile ilişkili olup olmadığını belirlemek için kolları sıvamış ve çalışmayı başlatmışlar.

Oldukça uzun süren çalışma 1991-2013 yılları arasında 81.908 sağlık çalışanı arasında yapılmış ve her 4 yılda 1 diyet alışkanlıkları anketi yapılarak gruplandırılmışlardır. Daha sonra ise hangi gıda ürünlerinin endometriosis gelişimi ile ilişkili olma olasılığının daha yüksek olduğunu hesaplamak için tüm verileri karşılaştırmış ve analiz etmişler. 

Çalışma süresince 3800 laparoskopik olarak tanısı doğrulanmış endometriosis olgusu bildirmişler.

Sonuçlara göre günde 2 porsiyon kırmızı et tüketen kadınların, haftada 1 porsiyon veya daha azını tüketen kadınlara göre %56 oranında daha fazla endometriosis gelişime riski olduğunu göstermişlerdir. 

Çalışmada işlenmemiş kırmızı et olarak hamburger, dana eti, kuzu eti, domuz eti, karaciğer tüketilmesini en yüksek ve güçlü faktör olarak saptamışlar. Bu ürünleri tüketenlerin riskini 1.57 kat daha riskli saptadıklarını ifade etmektedirler. 

Araştırmadaki ilginç nokta ise bu risk artışının ve kırmızı et tüketmenin zararının özellikle çocuğu olan ve kısırlık sorunu olmayan kadınlar arasında daha yüksek görülmesi oldu. Yani infertilite sorunu olan ve bebek isteyen kadınlar için bu risk daha düşük ve kırmızı et tüketmenin korkulacak bir yanı olmadığından bahsetmişlerse de ben hastalarıma dengeli ve içinde deniz ürünlerinin ağırlıkta olduğu iyi bir diyet ve yeme alışkanlığı önermekteyim. 

İşlenmemiş kırmızı eti fazlaca tüketmek zararlı dedik ama buradan o zaman hotdog, sosis, salam, pastırma, jambon, kavurma gibi işlenmiş et ürünlerini temize çıkardığımız anlaşılmamalı. Bu tarz beslenen ve haftada 5 porsiyondan fazla işlenmiş et ürünü tüketen kadınlarda da daha sık endometriosis rapor edilmiştir.

Sonuçlara göre; Kümes hayvanları, balıklar ve kabuklu deniz hayvanlarını ve yumurtanın endometriosis riskinden bağımsız olduğunu ortaya koymuştur. 

Özetleyecek olursak kırmızı etin fazla tüketiminin endometriosis artırdığını ve özellikle doğumunu yapmış ama ağrı şikayeti daha fazla olan endometriosis risk olan kadınlarımızın diyetine dikkat etmesini ve dengeli ve deniz ürünlerinin muhakkak alınarak beslenmeye özen göstermenin kadınsal hastalıklar açısından fayda sağlayacağını unutmayınız.

Bu veriler kırmızı et tüketiminin, endometriozis için, özellikle infertilite bildirmeyen ve bu nedenle ağrılı semptomlarla ortaya çıkma olasılığı daha yüksek olan endometriozisli kadınlar arasında önemli bir değiştirilebilir risk faktörü olabileceğini ileri sürmektedir.

Laparoskopik Histerektomi

Endoskopik ameliyatların jinekolojide geldiği noktalardan biriside tamamı ile kapalı(laparoskopik) rahim alınma operasyonudur. Bu yöntem son yıllarda gelişen teknoloji ile daha sık kullanılır hale gelmiş ve hastalarımız kesi ve dikiş olmadan, kısa hastanede kalış süresi, daha az ağrı ve ameliyat sonrası daha iyi toparlanma olanağı bulmalarını sağlamıştır.

Laparoskopik rahim alınma ameliyatları teknik olarak 3 tiptir.

  1. Laparoskopik Assiste Vaginal Histerektomi(LAVH)
  2. Total Laparoskopik Histerektomi (Tamamı ile kapalı yöntem)
  3. Robotik Histerektomi

olmak üzere 3 prosedür olarak uygulamaktayız. Bu 3 yöntemde amaç karına kesi uygulamadan kapalı operasyon tekniği ile rahmin alınmasını sağlamaktır. Laparoskopik assiste vaginal histerektomide operasyona belirli bir aşamadan sonra vaginal yoldan devam edilir iken total laparoskopk histerektomide operasyonun tamamı laparoskopik olarak başlanıp laparoskopik olarak bitirilmektedir. Gerekli dikişlerde yine laparoskopik olarak uygulanmaktadır. İleri laparoskopik deneyim gerektiren bu prosedür belirli merkezlerde uygulanabilmektedir.

Robotik cerrahi ise  karın içi organları 3 boyutlu görebildiğimiz için ameliyat sahasına daha hakim olabilmekteyiz. Robotik kolların 360 derece hareket ve eklemli teknolojisi sayesinde özellikle zor operasyonları ve kanser ameliyatlarını karından bir kesi yapmadan tamamen kapalı olarak  yapılabilir hale getirmiştir.

Rahim Alma Ameliyatlarının Yapılma Nedenleri:

  • Myom
  • Rahim sarkması
  • İlaca cevap vermeyen anormal uterin kanamalar
  • Endometriozis , adenomyozis ve kronik pelvik ağrı(CPP)
  • Rahim (uterus),rahimağzı (serviks) ve yumurtalık (over) kanserleri

İlimin ve bilim insanının bilgi birikiminin ilerlemesi ile rahim alınması operasyonları tercihen vaginal yolla laparoskopik assiste veya sadece vaginal operasyon ile yapılmaktadır, ayrıca vaginal yolla alınması mümkün olmayan ve başka nedenlerden dolayı(kist, myom, tümör, fonksiyon dışı kanamalar) ameliyat olması ve rahiminin alınması gereken olgularda tamamı ile laparoskopik histerektomi operasyonu tercih edilmektedir. Laparoskopik ameliyatlar sağladığı avantajlar nedeni ile popülaritesi son yıllarda zirve yapmış ve altın standart haline gelmiştir. Bu sayede hastalarımız hızlıca ve daha iyi bir nekahet dönemi ile normal hayatlarına dönebilmektedirler.

Laparoskopik Myomektomi

Laparoskopik Myom Ameliyatı Nedir?

Myomlar kadınlar arasında sık gördüğümüz ve iyi huylu tümör kabul ettiğimiz hastalıklardır. Rahim kaslarından gelişmektedir ve yerleşim yerine, boyutlarına ve bası şikayetlerine göre myomun ameliyat edilip edilmeme kararını vermekteyiz. Genel olarak her 10 kadından 5’inde myom olmasına rağmen bu 5 kadından 1 tanesi ameliyat gerektirecek myom özelliğini taşımaktadır. Diğer 4 hasta ise düzenli myom kontrolleri ile ameliyata gerek olmadan takip etmekteyiz.

Hangi myomlar ameliyat edilmelidir ?

  • Boyutu 5cm’nin üzerinde ise
  • Rahim zarına yakın yerleşerek kanama fazlalığı yaratıyorsa
  • Mesane ve rektuma bası yapıyor ve idrar, kabızlık şikayetlerine yol açıyorsa
  • Rahim anatomisini bozarak veya küçük olmasına rağmen rahim zarının beslenmesine engel olarak kısırlık veya gebe kalmayı zorlaştırıyor, düşüklere ve gebelik kayıplarına yol açıyorsa
  • Takiplerde hızlı büyüme gösteriyor, ağrıya yol açıyorsa ameliyat kararı vermekteyiz.

Ameliyat kararı verilen hastalarımıza bu ameliyatın klasik olarak açık ameliyat dediğimiz konvansiyonel laparotomi ile yapılabileceği gibi laparoskopik olarak kapalı yöntem ile yapılabileceği seçeneğinide sunuyoruz. Bu sayede hem kesi ve büyük dikişler olmadan bir an önce iyileştiği gibi hemde daha az ağrı ve daha konforlu bir nekahat(iyileşme) dönemi sunmaktayız. Myomların bir çoğu laparoskopik olarak çıkarılabilmesine karşın laparoskopinin her hastane ve klinikte uygulanamadığı gibi laparoskopik myomektominin ise  daha ileri tecrübe, bilgi birikimi ve teknolojik donanım gerektirmesi nedeni ile oldukça az klinikte uygulanmaktadır. Bu nedenle myom ameliyatı olması gerekn hastalarımızın bu konuyu doktorlarından talep etmeleri, ameliyat seçenekleri hakkında bilgilenerek karar vermeleri gerekmektedir. Çünkü sağladığı avantajlar ile tercih edilmesi gereken yöntem laparoskopik myom ameliyatı olmalıdır.

Laparoskopik Myomektomi Riskleri Nelerdir?

Laparoskopik myom ameliyatının açık ameliyat tekniği ile yapılan myom ameliyatlarına göre artmış bir risk taşımamaktadır. Gerek ameliyat sırasındaki kanama gereksede ameliyat sonrası olması muhtemel riskler açısından her iki ameliyat tekniği benzer riskler taşımaktadır .

Laparoskopik Myomektomi Avantajları Nelerdir?

Laparoskopi, klasik açık myom ameliyatlarına göre daha avantajlı olması nedeni ile ön plana çıkmaktadır. Bu avantajları sıralarsak ;

  • Daha kısa hastanede yatış süresi
  • Daha küçük kesi ile yapılabilmesi ve büyük kesi – dikişler olmaması
  • Daha az enfeksiyon, kanama, fıtık riski
  • Daha az karın içi yapışıklık riski
  • Daha az ağrı
  • Daha kısa zamanda iyileşme ile hastanın normal hayatına ve işine bir an önce dönmesi.

Laparaskopik Myom Ameliyatı Tekniği Nedir?

Laparoskopik myom ameliyatları ileri tecrübe, bilgi birikimi, teknolojik altyapı gerektirmektedir.  Sağladığı avantajlar sayesinde jinekolojik ameliyatlarda ilk seçilmesi gereken yöntem olmuş durumdadır. Laparoskopik myom ameliyatını gerçekleştirebilmek için kullanılacak laparoskopi el aletlerinin hepsinin sağlanması gerekmektedir. Göbekten ve karın alt sol ve sağ bölgelerinden 0.8cm lik küçük kesiler ile operasyon rahatlıkla yapılabilmektedir. Laparoskopide görüntü sağlayan kameranın 10 kat büyütmesi sayesinde ameliyat sahasındaki en küçük damarlar, sinirler ve diğer tüm dokular en ince ayrıntısına kadar görülebilir ve ameliyat başarı ile yapılabilmesine olanak sağlamaktadır.

Gelişen tıbbın hastalarımıza sunduğu bu minimal invaziv cerrahi yaklaşımı sayesinde en az doku hasarı ile maksimum fayda sağlama ilkesi ile laparoskopik ameliyatlar günümüzde altın standart – yani en iyi ve ilk seçilmesi gereken ameliyat yöntemi olarak kabul görmüştür.

Laparoskopik myom ameliyatlarında myom ve myomu saran kapsülü ile birlikte çıkarılıp eğer gerekiyor ise rahim kaslarını tekrar eski haline dönüştürmek için yine laparoskopik yöntemle sütür(dikiş)  uygulanmakta ve çıkarılan myom veya myomlar yine özel laparoskopik  özel aletler ile karın içi organlara zarar vermeden karın dışına alınmakta ve kanama kontrolü sağlandıktan sonra ameliyat bitirilmektedir. Operasyon süresi myomların yerleşim yerine, myom çıkarıldıktan sonra rahim kaslarına sütür(dikiş) gerekip gerekmemesine göre 45 dakika – 2.5 saat sürebilmektedir. Operasyon sonrası 1 gece hastane kaldıktan sonra evinize dönebilirsiniz.

Hangi hastalar laparoskopik myom ameliyatı olabilir ?

Myom nedeni ile ameliyat olması gereken hastalarımızın büyük çoğunluğunda laparoskopi yöntemi seçilebilir. Bu konuda en önemli nokta laparoskopik myom ameliyatı uygulayabilen, bu konuda tecrübeli bir laparoskopist tarafından yapılmalıdır. Ayrıca myom sayısı, büyüklüğü  ve yerleşim yeri bu operasyonun kararını vermede önemli noktadır. Biz hangi hastalarımız için laparoskopik myom ameliyatını tercih ediyoruz ;

  • Boyutu 9-10 santimetreden küçük olmalı
  • Myomlar, 4 den fazla sayıda olmamalı

Özetlemek gerekir ise myom nedeni ile ameliyat olması gereken hastaların bu ameliyatı laparoskopik olarak kapalı yöntemle olma şanslarının olup olmadığını, yine laparoskopi konusunda deneyimli kadın hast. Ve doğum hekimleri ile paylaşmalı bilgi almalıdır. Şartlar uygun ise laparoskopi tercih edilmelidir.

WhatsApp chat