Takip et!
Pazartesi, Eylül 16, 2019

Endometriozis ile yaşamak....

YAYILIMI, BULGULARI, EN GÜNCEL TEDAVİ SEÇENEKLERİ....

Endometriosis  kısaca rahim zarının rahim dışı organlara yerleşmesi demektir. En sık periton dediğimiz karın zarı, yumurtalıklar(çukulata kisti) tüpler ve barsaklara yerleştiği gibi diğer karın içi ve karın dışı organların bir çoğunu tutabilmektedir. Halk arasında çukulata kisti diye adlandırılan ve yumurtalıklara yerleşen bu kistlere endometrioma denilmektedir. İsmi kist içeriğinin gerçekten akışkan çukulataya benzemesiden ötürü gelmektedir. 
Günümüzde halen tam olarak oluşum sebebi bulunamamış ve hipotezler ile aydınlatılmaya çalışılan bu garip hastalık için bir çok tedavi modalitesi geliştirilmiştir. Google arama motoruna endometriosis yazdığınızda 2.750.000 in üzerinde sonuç rapor edilen ve en çok araştırılan, en sık görülen, en sık adet ağrısı ve ilişkide ağrı yapan hastalık olarak birincilikleri olduğu gibi karmaşık patofizyolojisi(sebebi) nedeni ile jinekolojinin en merak edilen hastalıklarından biri konumundadır. 

En sık karşılaşılan şikayeti adet ağrısı ve cinsel ilişkide ağrı ve gebe kalmada zorlukdur. Ama bir çok kadın hiç bir belirti vermeksizin endometriosis gibi bir hastalığı olduğunu bilmeden yaşamını devam ettirmektedir. Gebe kalma sorunu yaşayan kadınlarda gebe kalabilmesi için araştırıldığı için daha sık görüldüğü bilinmektedir. Tedavi seçenekleri hastalığın şiddetine, yayılım ve tutulum derecesine, çocuk isteğine göre değişmektedir bu sebeple kişiselleştirilmiş tedavi uygulanmalıdır. bir başka deyişle endometriosisde her tedavi her hasta için uygun değildir. Gelişen tıp sayesinde son yıllarda endometriosisde moleküler düzeyde gelişen hasar daha iyi anlaşılır olmuş ve daha iyi tedavi modaliteleri ve hasta dostu çözümler  geliştirilmiştir.  Örnek verecek olursak çocuk isteyen genç bir anne adayının endometriosis tedavisi ile 3 çocuğu olan ve ağrı şikayeti fazla olan 35 yaşındaki bir kadının endometriosis tedavisi tamamen farklıdır. Endometriosis hastalığın yayılım derecesine göre;

  1. Hiç bulgu vermeyen
  2. Hafif şiddette
  3. Orta şiddette
  4. Ağır ve yoğun şiddette

Olmak üzere sınıflandırılmaktadır.  Bu nedenle endometriosis iyi klasifikasyon yani sınıflandırması ve tutulum derecesi iyi tanınmalı ve tedavisi hastanın öncelikli şikayetine ve hastalığın derecesine göre planlanmalıdır. Tedavinin temel prensibi endometriotik odakları baskılamak ve prolifere olmasını engellemektir. Ne yazık ki endometriosisin verdiği hasarların çoğu geri dönüşümsüz ve kalıcıdır.

Genç ve fertil(doğurgan) çağdaki kadınlarımızda ortalama %10-20 oranında rastladığımız bu hastalığa çocuk isteyen ve bu konuda güçlük yaşayan hasta grubunda %30-40 oranında karşımıza çıkmaktadır. Ama esas ilginç olan bir çok kadının bu hastalığından haberinin olmamasıdır. 

2010 yılı itibarı ile endometriosis=kısırlık eşitliği ispat edilememiş ve bu konuda görüşbirliği sağlanamamış ise de buna rağmen gebe kalmayı zorlaştırdığı yönününde bir çok kanıt bulunmaktadır. Endometriosis in gebe kalmaya engelleyici etkisinin temelinde 2 etki vardır. 

1.    Üreme organlarına verdiği anatomik hasar etkisi
2.    Oosit mikro çevresinde gelişen negatif etkiler

1.    Üreme organlarından en kolay hasar görecek organ tüplerdir. Tüpler rahim ile yumurtalıklar arasındaki bağlantıyı sağlayan ve görevi spermin yumurtayı döllemesi için (fertilizasyon videosu)  iletimi sağlamak ve uygun ortamı oluşturmaktır. Döllenme ve rahime tutunma süreci olan 6 günlük  zaman diliminde oluşan embryoya  geçici ev sahipliğide yapan ve onu besleyen yaşatan hayati  fonksiyonlarının devamını sağlayan ve rahime getiren tüpler dışardan basit bir organ gibi gözüksede son derece karmaşık bir süreç olan döllenme sürecinin ana oyuncularından birisidir. Fakat bu fonksiyonelliğinin yanında kolay hasar gören ve fonksiyonlarını başta enfeksiyonlar ve endometriosis olmak üzere bir çok hastalıkla kaybedebilmekte ve kadının gebe kalmasına engel olabilmektedir. İşte bu bu sebepten tüpler endometriozisin hasar verici etkisi ile fonksiyonlarını kaybetmekte yapışıklıklar ve endometriotik odakların hedefinde kalarak skatrisiel(doku çekilmeleri) odaklar sonucu çalışamaz hale gelip kısırlığa yol açmaktadır.  Üstelik bu durumla karşı karşıya kalan kadında maalesef tüpbebek tek çözüm olmaktadır.

2.    Mikroçevre hasarı ise ancak ileri hücre düzeyi araştırmaları ile saptanmaya çalışılan ve hala araştırılan bir konudur. Kabaca anlatmak gerekir ise zona dediğimiz yumurta kabuğundan başlayan bu hasar yumurtanın bütünlüğünü bozan şekil ve nitelik anormallikleri yapan çekirdek ve sitoplazmasında deformasyonlara yol açabilen ayrıca zararlı yan ürünlerin negatif etkileri rapor edilmiştir. Ayrıca emryonun rahime yapışması üzerine negatif etkileri olduğu konusunda deliller mevcuttur. Özetleyecek olursak hastalığın şiddetine göre endometriosisde zayıf kalitede yumurtalar ile karşılaşabilmekteyiz.



Tedavi seçenekleri:
 

A-    İlaçla tedavi
1.    Doğum kontrol hapları
2.    Progesteron takviyesi
3.    Androgenler: danazol, megestrol v.s.
4.    GnRh analogları ile ilaçla menopoz sayesinde baskılamak



B-    Cerrahi yaklaşımlar 
1.    Laparospik
2.    Açık ameliyatlar

Özellikle genç ve doğurgan çağdaki kadınlarımızı etkileyen bu hastalık açısından düzenli kontroller aksatılmamalı ve doktorunuza yaşadığınız anormallikleri ve ağrı problemlerini iyi anlatabilmelisiniz ki olası endometriosis hastalığı ve bu hastalığın zararlı etkilerinden korunabilmelisiniz. 

Kimler Online

2 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

DOKTORA SOR

1000 sola karakterler
Sorularınızı çekinmeden sorabilirsiniz