Takip et!
Pazar, May 26, 2019

Bir kadının gebe kalabilmek için yumurtalık kapasitesinin azalması olarak tanımlanan azalmış yumurtalık rezervi hastalığı son yıllarda kısırlık alanındaki büyük gelişmelere ve buluşlara rağmen bilimin henüz tam olarak iyileştiremediği önemli bir kısırlık sorunudur. Bunu yaşayan kadınlarımıza bebek sahibi olma yolunda önemli bir engel oluşturmaktadır. 

Yumuralık rezervi nedir?


Yumurtalıkların yumurta dediğimiz oosit kapasitesi aslında doğumdan itibaren bellidir. Yeni doğan bir bebekde 1.000.000 oosit öncüsü hücre bulunur iken bu sayı ilk adet görülen 13 lü yaşlarda 400.000 civarına düşmektedir. Kadının hayat döngüsünde her adet döneminde ortalama 70-80 yumurta öncüsü adet görmek, kadınsal hormon dengesini sağlamak ve gerekir ise gebe kalabilmek için yumurtalıklarda kullanılmakta ve bunlardan 5-10 tanesi antral follikül dediğimiz yumurtacık hücresine dönmekte ve yine bu 5-10 yumurtadan 1 tanesi seçilmiş yumurta olarak gebelik için olgun yumurta haline getirilmektedir. 

İşte bu 400.000 öncü yumurta hücresinin beklediğimizden daha erken azalması veya tükenmesi rezerv azalması anlamına gelmektedir. Ayrıca bu kadar fazla yumurta öncüsüne rağmen kadının doğurganlığının tükenmesi ve menopoza girmesi 45-50li yaşlarda olması yumurta tüketiminin ne kadar fazla olduğunun önemli bir göstergesidir. Şöylede anlatılabilir; her adet döngüsünde 1 olgun yumurta için 70-80 öncü yumurta harcanmaktadır. 

Yumurtalık rezervini ölçmek için günümüzde bir çok testin yanı sıra ultrasonografi kullanılmaktadır.Bu test ve ultrasonografinin tek tek değil beraber değerlendirilmesi ile bir kadının yumurtalık rezervi hakkında bilgi sahibi olunabilmektedir. 

Bilim her ne kadar yumurtalık rezervini saptamak için yeni testler geliştirse de, azalan rezervi artırmak veya yeni yumurtalar geliştirmek için maalesef aynı başarıyı gösterememektedir. Ama günümüzde daha etkili ve basit testler ile yumurtalık rezervi hakkında bilgi sahibi olunabilmektedir. 



Yumurtalık Rezervi'nin Saptanması

Bebek sorunu yaşayan bir kadının üreme potansiyelinin en önemli belirteci kadının yaşı olarak kabul edilmektedir. Kadın yaşı kısırlık tedavisinin seçilmesinde en önem verilen özelliktir. Günümüzde sadece yaş değil yumurtalık rezervide bu tedavinin seçiminde önemli rol oynamaktadır. İşte bu sebeple bu rezervi saptamak için laboratuar testleri kullanılmaktadır. Rezerv testlerini kısaca FSH, LH, Estradiol sık kullanılanlardır. Bu testlere son yıllarda inhibin B ve Anti Müllerian Hormon(AMH) dediğimiz ileri testler dahil edilmiştir. Özellikle AMH rezerv hakkında önemli bilgiler veren değerli bir test olarak tanımlanmaktadır. Kısırlık tedavisine başlayacak bir kadına ultrasoografi sonrası laboratuar testlerinden hepsi değil gerekenler doktorunuz tarafından istenecektir.


Yumurtalık Rezervi – Kadın Yaşı 

Kadın yaşı ilerledikçe yumurtalık rezervide azalmaktadır. İlerleyen yaşta yumurta sayısının azalmasının yanında nitelik olarakda sağlıklı olmayan düşük nitelikli yumurta görme sıklığı artmaktadır. Özellikle 35 yaş üzerinde bebek isteyen bir kadında ilk bakılması gereken özellik yumurtalık rezervidir ve tedavi seçimindeki en önemli belirleyicilerdendir.


Yumurtalık Rezervi'nin Saptanması Amacıyla Kullanılan Testler

FSH ve LH Ölçümü:

Adetin 3. Veya 4. günü kanda ölçülür. Özellikle FSH düzeyi rezerv konusunda önemli ipucu verir. FSH beyin tarafından yumurtalıklardan yumurta gelişimini uyarmak için salgılanan bir hormondur ve yumurtalık bu hormona ne kadar iyi cevap verir ise FSH o kadar az salgılanır. Eğer cevap kötü ise FSH düzeyi artacaktır ve rezervin iyi olmadığını bize gösterecektir. 

Genel olarak bebek sahibi olabilmek için ideal FSH düzeyi 15 mlU/ml olması gereksede 10 mlU/ml nin altında olması özellikle iyi rezerv belirtisidir. Başka bir deyişle FSH ne kadar düşük ise (2-15 arasındaki değerler için) rezerv o kadar iyidir diyebiliriz. 15 mlU/ml üzerindeki FSH değerlerinde gebe kalmak zorlaşmaktadır. LH ise rezerv hakkında daha az bilgi vermektedir. 


Estradiol (E2) Düzeyi:


FSH ve LH kadar bilgi vermemekte olsada rezervin önemli bir bulgusudur. Özellikle FSH ile birlikte değerlendirildiğinde önemli bilgiler vermektedir. Yine adetin 3. Günü ölçümünde 75pg/ml nin altında olması iyi rezerv olduğunun önemli bir göstergesidir. 

Progesteron düzeyi:

Adetin her döneminde aktivite göstermeyen progesteron üretimi rezerv hakkında dolaylı bilgi vermektedir. Yumurtalık Rezervi'nin azalması, adetin ilk yarısını kaplayan Folliküler Faz'ın kısalması sonucu, LH pikinin erken olması sonucu progesteron düzeyinin erken yükselmesi ile kendini gösterir.


Progesteron ölçümü, CCCT=clomiphene citrate challenge testi için önemli bir değerlendirme aracıdır; 10.günde progesteron>1.1ng/ml bulunduğunda, Folliküler Faz'ın kısaldığı, Yumurtalık Rezervi'nin azaldığı ve gebeliğe ulaşıp tamamlamanın ciddi oranda azaldığı, zorlaştığı saptanmıştır.

Anti Müllerian Hormon(AMH):

Son yıllarda yapılan çalışmalar, yumurtalık rezervini belirlemede en iyi göstergenin, Anti-Mullerian Hormon (AMH) olduğu saptanmıştır. Bilindiği gibi, bugüne kadar, bu amaçla genellikle FSH kullanılmaktaydı. Çalışmalar FSH nın Inhibin B ve AMH üçlüsünün rezervi belirlemede ortak amaçla birlikte kullanılabileceğini belirtmiştir. Özellikle bunlar içinde AMH’nin diğerlerine oranla daha değerli ve doğru sonuçlar verdiği kabul edilmektedir.  

AMH nedir?

Inhibinler ve Activinler ile aynı ailedendir. Bu grup hormonlar dokulardaki gelişme ve farklılaşmada rol oynamaktadırlar.

AMH yumurtalıktaki granulosa hücreleri denilen hücreler tarafından  üretilmektedir. 

AMH’nin üreme çağındaki kadında hayati önemi olduğu düşünülmektedir. AMH, primordial follikül havuzun azalmasında, folliküllerin primordial safhadan büyüme safhasına geçiş hızının düzenlenmesinde önemli role sahip görünmektedir. AMH, primordial follikül havuzunun tüketilme hızını yavaşlatarak koruyucu rol oynamaktadır. AMH, erken antral dönemde de, FSH’a bağlı follikül büyümesini inhibe ederek, foliküllerin büyüme hızını düzenlemektedir. AMH’nin follikül oluşumundaki düzenleyici rolü, son yıllarda bilimsel arenada önemle vurulanmaktadır fakat her klinikte yapılamayan ileri düzey bir testtir. 

FSH ile AMH’nin Temel Farkı Nedir?

Hipofiz hormonları olan FSH ve LH, yumurtalıkların faaliyetinde etkilidirler. Ancak bunlar, dolaylı belirteçlerdir. Oysa AMH ve İnhibin B, direkt olarak yumurtalıklarda üretildikleri için, rezerv ve yumurtalık fonksiyonlarını doğrudan göstermektedirler.

Ayrıca FSH, menstruasyon döneminde değişkenlikler ve oynamalar göstermektedir. Menopoza geçiş döneminde de değişkenlikler sürmektedir. AMH ve İnhibin B ise daha stabil olup, daha güvenilir bir gösterge özelliğinde olan belirteçlerdir.


Inhibin-B Ölçümü

Yumurtalıklarda, granüloza hücrelerinde yapılan, doğruca kana salınıp hipofize ulaşan ve FSH yapımını ve salınımını kontrol etmek için bloke eden bir hormon benzeri madde olan inhibin-B'nin postmenopozal kadınlarda bulunması normal değildir.

Bir araştırmaya göre 3.gün Inhibin-B <45 pg/ml olan kadınlarda, 3.gün Inhibin-B>45 pg/ml ve üzeri olanlara göre infertilite tedavisine yanıtın zayıf, tedaviyi iptal olasılığının yüksek, toplanan yumurta sayısının daha az ve gebelik oranının düşük olduğu anlaşılmıştır.


Ancak henüz rutinde sürekli yapılan bir test olabilmesi için ek kanıtlara ve çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Transvajinal Ultrasonografi :

Adetin 3.günü yapılan ultrasonografide yumurtalık hacmi, antral follükül dediğimiz yumurtacık sayısı rezerv hakkında ipucu vermektedir. 
yaş ilerledikçe yumurtalık hacim ve içeriğindeki yumurtacık sayısı azalmaktadır. Bu durum tedavinin ve gebelik başarısının daha zor olacağının habercisi iken eve bebek götürme oranınında çok iyi olmayacağı konusunda ipucu vermektedir. Buna rağmen tek başına değil laboratuar testleri ile ortak yorumlanması daha uygun görülmektedir. 

Clomiphene Citrate Challenge Test (CCCT)


Kısırlık tedavilerinde eskiden beri kullanılan klomifen adlı ilacın kullanımı ile yumurtalıkların uyarılıp yumurta olgunlaştırarak yanıt vermesi ve FSH düzeylerinin yorumlanması esasına dayanmaktadır ve günümüzde pekde kullanılmayan bir test konumundadır. 


Exogenous FSH Ovarian Reserve Test (EFFORT)

Gonadotropin ile uyarının 1. gününde, bazal ve uyarılmış (yani 0.3 mg. buserelin acetate adlı GnRHa'nun kulanımından iki saat sonraki) FSH düzeyleri ölçülür. CCCT gibi terkedilmiş bir testtir.

Özetleyecek olursam rezervi saptamak önemli bir ayrıntıdır ve şüphesiz rezerv azlığı gebelik yolunda başarıyı zorlaştıran ve iyileştirilmesi zor olan önemli bir hastalıkdır. En önemli nokta ise yumurtalık rezervi azalmış bir anne aday adayının doğru ellerde vakit kaybetmeden uygun tedavi yöntemi seçilerek tedavi edilmesi gerektiği ve kaybedecek zamanın olmadığının bilinmesi gerektiğidir.

Kimler Online

11 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

DOKTORA SOR

1000 sola karakterler
Sorularınızı çekinmeden sorabilirsiniz