Clinic Nişantaşı: 0 212 234 90 90
Nişantaşı Hastanesi: 444 00 77
Infertilite

Kısırlık nedir ? Gebe kalmakta zorlanıyormusunuz ?

Düzenli ve korunmadan cinsel ilişkiye rağmen 12 ay içinde gebelik sağlanamaması durumu kısırlık olarak tanımlanmaktadır.

Bu 1 yıllık süre 35 yaş üzerindeki kadın için geçerli değildir. İleri kadın yaşı olarak değerlendirdiğimiz bu durumda çiftlerin tedavisiz, evde gebelik için düzenli cinsel ilişkide bulunma süresini 6 ay olarak öngörmekteyiz. Başka bir deyişle 35 yaş üzerinde gebelik isteyen bir kadın 6 ayda gebe kalamıyor ise vakit kaybedilmeden uygun ve etkinliği kanıtlanmış tanı ve tedavilere başlanmalıdır.

İdeal cinsel ilişki sayısı haftada 2-3 kezdir. Düzenli cinsel ilişkisi olan bir çiftin gebe kalabilmek için gün saymasına ve hesaplamasına gerek yoktur. Ancak haftada 1 kez veya daha seyrek cinsel ilişki kuran bir çiftin gebelik sağlamak için adetin 12. 14. 16. ve 18. günlerinde cinsel ilişkide bulunması gerekmetedir.

KISIRLIĞIN ARAŞTIRILMASI

1 yıl sonunda gebelik oluşmaz ise testlere başlanmalıdır. İlk test kadının jinekolojik muayene ve ultrasonografide değerlendirilip kan hormon düzeylerinin kontrolüdür. Bunun için ideal gün adetin 2. veya 3. günleridir.

Erkeğe yapılması gereken test semen analizidir ve sonuç anormal ise en az 3’er gün ara ile 3 kez  tekrarlanmalıdır. Semen analizi normal ise erkekte sorun yoktur. Semen analizi normal olan bir erkeğin muayenesine gerek yoktur. Normal semen analizi ile beraber olan testis damarlarının genişlemesi yani varikoselin kısırlığa hafif düzeyde de olsa etkisinin olduğu kanıtlanmıştır. Ve hatta bu saptanan varikoselin ameliyat ile düzeltilmesinin gebelik sonuçlarını olumlu yönde etkilediği kanıtlanmıştır.

Yumurtlamanın takibi amacı ile 21.gün progesteron ölçümü ve LH ölçümü yapılmaktadır. Ancak bu testlerin faydası tartışmalıdır.

Kadında en önemli testlerinden biri yumurtalık kapasitesinin yani rezervinin saptanmasıdır. Bunun için adet döneminde ultrason yapılarak yumurtalıklardaki antral foliküller (içinde yumurta barındıran öncü hücreler) sayılır. Her 2 yumurtalıkta toplam 6 taneden az primordial folikül varsa yumurtalık kapasitesi azalmış demektir. Ayrıca kanda Anti Müllerian Hormon (AMH) düzeyi bakılır ve mevcut rezerv hakkında derin bilgiler edinilebilir. Kadınlarda yumurtalık kapasitesi 35 yaş sonrası azalmaya başlar ve 41-42 yaşından sonra kadının çocuk sahibi olabilmesi oldukça zorlaşır. Bazen yumurtalık kapasitesi daha erken azalır. özellikle ailesinde erken menopoz olan kadınlarda, daha önce yumurtalık cerrahisi geçirmiş kadınlarda yumurtalık kapasitesine dikkat edilmelidir.

Tüm tetkikleri  normal olan çiftlerde kadının tüplerinin açık olup olmadığı araştırılmalıdır. Bunun için ilaçlı rahim filmi (HSG-histerosalpingografi) veya laparoskopi yapılması gerekebilir. HSG basit ve çoğu zaman ağrısız bir işlem olmasına rağmen teknik olarak ilacın hızlı ve basınçlı verilmesine bağlı rahimde kramplar yapabilir. HSG ve laparoskopi ile tüpler değerlendirilir ve rahim içi değerlendirilir ve açık olup olmadığı ve kapalı ise hangi seviyede kapalı oldukları anlaşılır. Bazen tüpler kontrol edilir iken açık olmasına rağmen tüp ve rahim birleşim yerindeki kaslar istemsiz kasılarak kapalıymış gibi izlenim verebilmektedir. Bu duruma dikkat edilmelidir. HSG ile karın içindeki yapışıklıkları görmek güçtür. HSG tüplerin açık olup olmadıkları hakkında bilgi verdiği halde fonksiyonu hakkında bilgi vermez. Bu noktada laparoskopi ön plana çıkmaktadır. Çünkü laparoskopi ile tüpler ve rahim içi hakkında daha net bilgi sağlanabilmektedir. Tüplerin sadece açıkmı kapalımı olduğu sorusuna değil, fonksiyonu, anatomisi, yapışıklığı olup olmadığı konusunda bilgi vermektedir.

Geçmiş yıllarda kısırlık araştırmalarında kullanılan ve günümüzde terkedilmiş olan  postkoital test gibi yöntemler(ilişkiden sonra rahim ağzındaki sıvıda spermlerin varlığının araştırılması) ve önemi tam olarak kanıtlanmamış immunolojik(antisperm antikorları) testleri de vardır.

Kısırlığın tanı ve tedavisinin infertilite ağırlıklı çalışan Kadın hast. ve doğum hekimleri tarafından  araştırılması hasta yararınadır. Bu sayede gereksiz ve etkinliği kanıtlanmamış tanı ve tedavilerden ziyade etkinliği bilimsel olarak kabul görmüş doğru tanı ve tedaviler almış olacaklardır. Gereksiz testlerin yapılması hem vakit hem de para kaybına yol açacak ve belkide çok değerli olan gebe kalabilme yıllarını kaybetmiş olacaklardır.

Önceki MakaleSonraki makale

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WhatsApp chat